|
FINDIĞIN SESLENİŞİ
Tarihim yüzyıllar öncesine dayanır
Karadeniz'in yamaçlarında doğdum
Toprağı kazı bir bak içindeki köklere
Ne yazıyor gördün mü, Anadolu
Karadeniz vatanım bağım bahçem
Dağlarını taşlarını yeşile bürüdüğüm
Şehrinde köyünde hep ben varım
Nereye baksan hep beni göreceksin
Beni uzaklara götürenlere ne demeli
Alın götürün ama tadımı götürün
Adımı mazimi, şanımı, evimi değil
Çünkü ben Anadolu'da doğdum
Karadeniz gölgemin yansıdığı ayna
Ben olmazsam suyun yenilenir mi
Ağustos ayında seni kim coşturur
Elbette garip kalmana dayanamam
Görmedin mi erozyondan koruduğumu
Görmedin mi eğimli yerlerde beni
Toprağa nasıl kök salıp yayıldığımı
İşte ben tarihten gelen fındığım
İlkbaharda yeşerir sonbaharda uyurum
Benimle gelen baharın sesi bir başkadır
Gelin süsü gibiyim ama ihmale gelmem
Unutma, kalitem aşkım hep senin elinde
Aflatoksin deyip uğraştırmayın beni
Dikkat edin kurutmaya depolamaya
Gübrelemeni zamanında yap, yoksa
Gün gelir toprağı da beni de ararsın
Asırlardır dallarımda meyveleri topladın
Biliyormusun atanda ayni işleri yapardı
Yeşilliğime verimime bakıp şükrederdi
Çünkü ben onların tek güvencesiydim
Zaman gelip geçti mekan değişti
Ellere satılır para getirir oldum
Değerim altın gibi ölçülür oldu
İyi düşün ne alternatifi ne kivisi
İçimdeki vitamin ve minerallere bir bakın
Protein yağ ve şekerleri de gözden geçir
Vücudunuzun neye ihtiyacı varsa bende
Sen, al kır ye bak, benim için karar ver
İçimde neler var hiç araştırdın mı
Demir, çinko, bakır, gümüş, mangan
Daha niceleri kalsiyum, selenyum
İyi bak incele rengim neye benziyor
Bende bol E vitamini antioksidan
Bende B gurubu zeka, stres ilacı
Omega-3, Omega-6 yağ asitleri
İnan hepsi bir avuç fındıkta var
Tez unuttun beş taş oynadığın zamanı
Bakkala satıp çikolata aldığın anları
Beraber yaşadığımız maziye bir bak
Nasıl unutursun beraber geçen anıları
Ömrümün son demi son baharıdır
Maziye bir bakıver neler bıraktın
Küserek ayrılırsan buralardan
Benimle geçen anıları da götür.
|
|
TRABZON'a SESLENİŞ
Uzun sokak, kunduracı, maraştan
Eski çarşı, yeni çarşı, semerciden
Meydanda çay ocakları açılmadan
Uyan güzel şehir Trabzon uyan
Temel ile Cemel fıkralara konu olmuş
İsmin ile sporun dünyayı titretmiş
Vatan perverliğin her tarafa kazınmış
Uyan güzel şehir Trabzon uyan
Gökyüzünde yıldızlar kaybolmadan
Oftan gelen esnaf yorulmadan
Köyden gelen konuk ayrılmadan
Uyan güzel şehir Trabzon uyan
Boztepede seyran ışıklar sönmeden
Gaziler mezardan silkenip kalkmadan
Harmandan fındıklar tüccara gitmeden
Uyan güzel şehir Trabzon uyan
Nice insanlar yetiştirip gönderirken
Nice unutulmuşlar makberde yatarken
Gözünü aç bir bak etrafa uyurken
Uyan güzel şehir Trabzon uyan
Hani senin ustan fabrikan sanayin
Hani senin trenin tüfeğin sanatın
Hani senin hayal ettiğin günlerin
Gelmedimi, yoksa zaman varmı?
Yapılan işlere bakıp darda kalma
Yiğit evladın var, uykuda kalma
Korkma gelecekten çalış geri kalma
Özünde iman var sıkıntıda kalma
Kültür yarışında geri kalmadan
Okul kurmada geç kalmadan
Geç kalma erken uyanan bebeden
Uyan güzel şehir Trabzon uyan
Uyanma zamanı gelip geçmedimi
Okullaşmayı sanayii bitiremedin mi
Göç edip vatan hasreti yetmedi mi
Uyan güzel şehir Trabzon uyan
Unutma uyanma zamanı gelip geçti
Alem aya giderken yayalar bile geçti
Hala uyanmayacakmısın kutsal şehir
Uyan güzel şehir Trabzon uyan
Evliya Çelebi Değirmendereden ayrılırken
Pür silah laz mezküresi ile şanaya varırken
İhtişamını, güzelliğini, fındığını anlatırken
Hayretle senden ayrılıp kitabını yazmadımı
Değilmiki tarihi eserler geçmişte senin
Değilmiki atanın yaşadığı şan senin
Değilmiki tarihe nam salmış yiğit senin
Değilmiki savaşta ön safta deden senin
Nedir bu göç olayı neyin nesi
Neden Almanya, İtalya, Fransa
Bir zamanlar uyarırdık iç işlerini
Unutma yine yakındır o gelecek
Biliyorum bu acı işsizlikten olduğunu
Düşünmeden yapılan işler olduğunu
Bil hala yatan uyuyan olduğunu
Uyan güzel şehir Trabzon uyan
Dalga denizden yüzümüze tükürürken
Atılan çöpleri geri iade ederken
Seni kirleten anlayışa karşılık varken
Uyan güzel şehir Trabzon uyan
Trabzonun basını dışa açılan sesi
Takıp eder Türkiye'yi dünyayı
Ezelden gelir onun güç kaynağı
İhaneti yoktur birliğin kaynağı
Trabzon yurdumun çimentosu direği
İyi günde kara günde can yeleği
İhanet nedir tarihte bilinmeyen yeri
İsmiyle düşmana korku salan yeri
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar.
İdrak-i meali bu küçük akla gerekmez
Zira bu terazu o ağır sikleti çekmez.
|
|
|
KİTAP
FINDIKLA İLGİLİ SEÇME MANİLER
Boztepeye çıkmalı
Şu orduya bakmalı
Böyle güzel kızları
Saz çalıp oynatmalı
Havalar kararıyor
Yine yağmur yağacak
Fındık harmanlarımız
Bu yıl Kışa kalacak
Hasretinle yanarım
Durmaz seni ararım
Sen misafir gelirsen
Fındık içi sunarım
Haydi dediğin olsun
Koynun fındıkla dolsun
Tarla, toprak neyine
Güzel bir yarin olsun
|
|
BEN KÖYÜMÜ ÖZLEDİM
Ben köyümü özledim, güzelliğini
Sisli geçen günlerini, dumanını
Akan sularını, yağmurunu, taşını
Ben köyümün bahçelerini özledim
Köyüm dağların arasında karşıda
Bakar dağlara, ormanlara, yollara
Gökten yağan yağmurlara, karlara
Köyümün çamurlu yollarını özledim
Patika yollarda yürür giderdim
Çamurlu topraklarında oynardım
Yağmur yağan günlerini özledim
Köyümün soğuk gecelerini özledim
Köyümde çelik çomak oynardım
Saklanbaç, top oynarken koşardım
Bilyelerim vardı, oyun oynardım
Çocukluğumu, gençliğimi özledim
Yaz olurdu yaylalara giderdik
Yaylada oyun oynar gezerdik
Yemlik, ligarba, ekşi toplar yerdik
Yaylanın havasını suyunu özledim
Köyümde vardı büyüklere saygı
Biz küçükleri büyükler severdi
Düşeni, düşünen kaldıran vardı
Ben köyümün birliğini de özledim
Köyümde horozlar erken öterdi
Hayat gün doğmadan başlardı
Herkes tarlada bahçede çalışırdı
Toprakla uğraşan insanları özledim
Kar yağarken kartopu oynardım
Yağmur yağarken evime kaçardım
Dolu yağarken hayretle bakardım
Köyümün yağmurunu, karını özledim
İneklerimiz vardı, ahıra bağlardık
Çayırımız vardı, merekte depolardık
Tavuklarımız vardı, kümeste yemlerdik
Ben köyümün hayvanlarını da özledim
Bağırınca sesim ötelerden gelir
Koşma özlemim çocukluktan gelir
Tereyağ kaymak yayladan gelir
Yaz çoşkusunu, sevgisini özledim
Köyümde su taşır okula giderdim
Çeşmelerden kana kana su içerdim
Ezan dinler o çoşkuya katılırdım
Cıvıl cıvıl öten sesleri özledim
Güneş köyüme göz kırptığında
Bitkiler yeşerip büyüdüğünde
Bayırlar canlanıp coştuğunda
Başlar köy özlemi taa ciğerimden
Artık köymü kaldı mehmedim
Gidince eş dost nerede bulabildin
Saçlarını okşayan dedeleri yitirdin
Kaybettiğin tarihin özlemi yeter.
GÜMÜŞHANE'ye SESLENİŞ
Gümüşhene güzel yurdum
Alçak gönüllü şirin beldem
Yazın kabarır kışın sakinleşir
Güzelliği ile kendisi özdeşleşir
Yoldur buranın canı ciğeri
kuşlardır alıp götüren yarı
Selam söyler güzel yare
Ayrılığım canımdan bin pare
Harşit tanburlu sesiyle akar
Kah güldürür kah ağlatır
Ağıtlarla geçen maziye bakın
Bakın can dolu tarihe bakın
Tepelerde seyran eden gözler
Altını gümüşü düşünen sözler
Alaca maden arayan kişiler
Yatakta durur çıkmayan demirler
Karaca mağara, çakıl göl, limni
Daha daha konaklar, köprüler
Yaşanmış tarihin izlerine bak
Canca kalesinden kıbrıs caddesine
Pestili, kömesi, dutu, pekmezi
Gümüşhane'nin sarı altın tatlısı
Peksimeti, geveni, cevizi, ekşisi
Balı, harşıtı, tuzlu suyu hevesi
Hepsi gurbet bağrında tüter
Ne kadar uzakta olsak buradan
Beden gurbet gönlüm sıla özler
Geldimi yaz albeni ıssız köyüm
Şenlenir dede yadigari evim
Çocuklardır neşesi hardamanın
Kırmızı yanak nişanesidir buraların
Al götür beni köyüme tarihime
Suyunu kana kana içenler
Çiğerini derince koklayanlar
Tarihini sezip çaylarını görenler
Şaşa kalıp bir daha gelirler
Harşiti bahçelere can verir
Kuşburnu bayırların gelin süsü
Gümüşhane cennet kokuyorsun
Seni anlatmak hiçde kolay deği
Eli boş gidilmez gidilen yere
Mevlem boş gelmedim suç getirdim
Dağlar çekemezken o ağır yükü
İki kat sırtımla güç getirdim.
ARSLAN MEHMEDİM
Gölgeni görsünde titresin düşman
Şı yüce dağa bir yaslan Mehmedim!
Allah'dan armağan kalbindeki kan
Ah Arslan Mehmedim! Arslan Mehmedim
Ezelden kahraman Türk, er oğlu er!
Yurda yan bakanı çevir yere ser!
Silaha ne hacet?Bakışın yeter
Ah Arslan Mehmedim! Arslan Mehmedim.
Köyde düşünceli cenklerde senşin
Yerlerde, göklerde kalplerde sensin.
Bir baştan bir başa tarihim sensin
Ah Arslan Mehmedim! Arslan Mehmedim.
|
|