|
FINDIĞIN BESİN DEĞERİ
Ekonomik öneminin yanı sıra fındığın bir başka büyük önemi de sağlık üzerine olumlu etkilerinden kaynaklanmaktadır. Fındık; yüksek enerji (634 kcal/100g), protein (%10-24), karbonhidrat (%10-22), yağ (%50-72), mineral madde (%1-3) ve vitamin kaynağıdır. İnsan beslenmesi açısından büyük öneme sahip amino asitleri, VitB1, VitB2, VitB6, pantotenik asit, niasin ve vitamin E gibi vitaminleri, Demir (Fe), Kalsiyum (Ca), Mağnezyum (Mg), Mangan (Mn), Potasyum (K), Çinko (Zn), Bakır (Cu), Fosfor (P) gibi mineral maddeleri ve oleik asit (10:2) ve linolenik asit (18:3) içermektedir. Ayrıca kolesterol içermemesi, sodyum ve şeker miktarının az, sterolleri, kompleks karbonhidratları (pektin, selüloz) içermesi ve uygun P/S oranından dolayı insan sağlığı açısından fındığın önemini bir kat daha artırmaktadır.
Tablo dan de görüldüğü gibi fındıklarda en fazla bulunan unsur yağlardır. Bundan dolayı halk arasında fazla kolesterol içerebileceği yolunda yanlış bir kanıya neden olabilmektedir. Gerçekte tüm sert kabuklu meyveler sıfır kolesterol içermelerinin yanı sıra kolesterol alımını bloke ederek kolesterol risklerini azaltan sitosterol gibi sterolleri sentezlemektedir. Sert kabuklu meyvelerle ilgili bir başka tereddüt bunların kilo artışlarına neden olup olmadıkları şeklindedir. Günümüze kadar sert kabuklu meyveleri içeren gerek kontrollü kalori, gerekse kontrolsüz veya serbest seçimli diyetlerle yapılan dokuz çalışmanın hiçbirinde sert kabuklu diyetle beslenen insanlarda ağırlık artışı olmamış, hatta bir kısmında ağırlık kaybı bile görülmüştür.
Fındıkta bulunan yağ asitlerinin yaklaşık ....oleik asitten oluşmaktadır. Bilindiği gibi oleik asit bir mono doymamış yağ asididir. Yapılan çalışmalar sonucunda oleik asidin kanda yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) düzeyini artırdığı tespit edilmiş olup HDL nin kan kolesterolünü düşürüp arteriosklerozu önlediği ortaya konulmuştur.
Fındıkta miktar açısından ikinci büyük bileşen proteindir. İç fındığın protein içeriği çeşit, bakım şartları ve ekolojik faktörlere bağlı olarak %10-24 arasında, protein içeriğinin sindirilebilirlik değeri ise %73-83 arasında değişmektedir. Fındığın protein miktarı yumurta ve tahıllardan yüksek, et ve baklagillere hemen hemen eşittir. Protein kalitesi ise yumurta, et ve et ürünlerinden düşüktür.
Fındık mineral maddeler açısından oldukça zengin bir kaynak olup, %1-3.4 arasında kül içermektedir. Fındık kalsiyum minerali bakımından zengindir. Kalsiyum kemik ve diş gelişmesi, sinir sisteminin düzenli çalışması, enzimlerin aktivasyonu, kanın pıhtılaşması, asit ve baz dengesinin kurulması ve kas kasılmasındaki düzensizliklerin önlenmesinde gereklidir. Ayrıca sodyumun düşük, magnezyum, kalsiyum ve potasyumun yüksek miktarda olması, vücutta kan basıncının düzenlenmesinde rol oynamaktadır. Potasyum sinirlerin uyarımı ve kas dokusunun çalışmasında çok önemlidir.
Fındık, kansızlık, sindirim ve solunum sistemi rahatsızlıklarının önlenmesinde gerekli olan demir bakımından zengin kaynaklardan biridir. 100 gramında 3.4-5.8 mg. arasında demir bulunmaktadır. Fındığın, C vitamini yönünden zengin olan kuşburnu, kivi, limon, portakal gibi meyvelerle tüketilmesi durumunda, C vitamini sayesinde demir (Fe) ve kalsiyum (Ca) gibi minerallerin bağırsak duvarından vücuda geçmeleri kolaylaşır. Böylelikle fındığın sahip olduğu mineral maddelerden daha fazla yararlanmış oluruz.
Süt ve mamulleri demir bakımından fakirdir. Fındığın sütlü tatlılar, peynir ezmeleri, dondurma, yoğurt gibi ürünler ile birlikte tüketilmesi bu ürünlerin demir açığının kapatılması açısından önem kazanmaktadır. Ayrıca büyüme ve cinsiyet hormonlarının gelişmesinde rol oynayan çinko bakımından da önemli bir kaynaktır.
Fındık vücutta karbonhidrat protein ve yağ metabolizmasında düzenleyici görevleri olan bir kısım B grubu vitaminler yönünden de zengin bir kaynaktır. B1, B2 ve özellikle B6 vitamini fındıkta bol miktarda bulunur. Kan yapımı ve ruhsal sağlık için gerekli olan B2 ve B6 vitaminleri, gelişme çağındaki okul çocukları beslenmesinde büyük öneme sahiptir.
TÜBİTAK tarafından ülke çapında 960 okul çocuğuyla yapılan bir tarama çalışmasında, Türk çocuklarının %90'nı B2, %84'ünün de B6 vitamini yönünden yetersiz beslendikleri gözlenmiştir. Kan yapımı ve ruhsal sağlık açısından gerekli olan B2 ve B6 vitaminleri fındık ve fındık yağında önemli düzeylerde bulunduğundan bu besinin her gün düzenli olarak tüketilmesi ülkemiz çocuklarının iki ana beslenme sorununa pratik ve ekonomik bir çözüm olarak düşünülebilir.
100 gr. İç fındıkla günlük ihtiyaç duyulan 2500 Kcal'lık enerjinin... 46'sını, ....karşılayabilmektedir. Fındık doğal antioksidan Vitamin E bakımından bitkisel yağlardan sonra en iyi kaynaklardan biridir. Bu vitamin, kalp ve diğer kasların sağlığı ve üreme sisteminin normal bir şekilde çalışması için gereklidir. Alyuvarların parçalanmasını önleyerek kansızlığa karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır. E vitamini, ....zeytinyağı ayrıca insan beslenmesinde esansiyel olan çoklu doymamış yağ asitlerinden linoleik asidi, tokoferollerden özellikle alfa tokoferolleri (VitE) yüksek oranda içermektedir.
ABD'nin Boston kentindeki Brigham and Women's Hastanesinde Dr. Christina Albert ve arkadaşları, fındık, fıstık türü kuruyemişin sağlık açısından önemli olan doymamış yağ, mağnezyum ve E vitamini içerdiğini dikkate alarak, kalp hastalıkları konusunda, 1982 yılında başlattıkları araştırmada, 21 bin erkek doktoru denek olarak kullandılar. Yıllarca süren araştırma sonucunda, fındık, fıstık türü kuruyemişin, aniden meydana gelen ve genellikle ölüme yol açan kalp krizi riskini yüzde 47 oranında azalttığı, ayrıca koroner kalp hastalıkları sonucu ölüm riskini de yüzde 30 oranında düşürdüğü tespit etmişlerdir. Fındık kalp sağlığında koruyucu madde olan apoprotein A %28 oranında artırırken, Riskli apoprotein B'yi de %7,5 oranında azaltmaktadır.
Fındık yağında bulunan linoleik ve linolenik yağ asidi, kandaki lipit ve trigliserit düzeyini dolayısıyla yüksek tansiyonu düşürücü etki yaptığı, kalp ve damar hastalıklarını geriletici fonksiyonları olan prostaglandinleri sentezleyebildiği bilinmektedir.
Son yıllarda yapılan çalışmalarda fındıkta çok yüksek düzeylerde bulunan tek çift bağlı doymamış yağ asidi oleik asidin kanda kötü kolesterolün yükselmesini önlediği ve böylece kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucu etki gösterdiği belirtilmektedir.
Fındığın ve Fındık yağının bu açıdan önemi Amerika Birleşik Devletleri Kaliforniya eyaletinde yapılan 6 yıl süreli bir araştırma ile de belirlenmiştir. Bu çalışmaya göre günde en az bir kere fındık yiyen veya fındık yağı kullanan bir insanın, hiç fındık yağı kullanmayan insana göre enfarktüsten ölme riski yarı yarıya azaldığı tespit edilmiştir.
Fındık yağı incelendiğinde P/S oranının 1.8-2.8 arasında değiştiği ve diğer yağ çeşitlerine nazaran en uygun orana sahip olduğu görülmektedir. Bunun yanında alfa tokoferoller ile zenginleştirilmiş gıdaların birçok kanser tipini önlediği, sigara dumanının zehirli etkisine karşı koruduğu ve kan lipitlerinin oksidasyonunu önlediği vurgulanmaktadır.
Fındık, böbrek ve mesane iltihaplarına karşı iyi gelir. İdrar yolunda taş bulunan hastalar için ağrı kesici özelliği taşımaktadır. Kalp çarpıntısını keser, bağırsakları kuvvetlendirir, böbrek yetersizliğine iyi gelir, idrar yanmasını önler. İktidarsızlıkta cinsel gücü artırır. Karaciğer hastalıklarında ve karaciğerin damarlarını açmak için faydalıdır. Kalın bağırsak ve rahim iltihaplarına karşı iyi gelir. Fındık kabuğu kaynatılır suyu içilirse nezle ve gribe iyi geldiği, öksürüğü kestiği, sıtma ve sara hastalıklarına karşı faydalı olduğu belirtilmektedir.
İbni Sina Kanun adlı eserinde ;..........
Hayvan ısırmalarından hasıl olan yaralara lapa haline getirilmiş fındık ezmesi iyi geldiğinden bahseder. Fındık ezmesi incir veya kuru üzümle dövülüp lapa halinde akrebin ısırdığı yere konulursa ağrıyı kestiği ve şifa temin ettiği ifade edilmektedir.
Lokman Hekim'de fındık yemenin önemine işaret ederek günde bir avuç fındık yiyende dert bulunmaz demektedir. Ayrıca,
SAĞLIKLI ve DENGELİ BESLENMEK İÇİN GÜNDE BİR AVUÇ FINDIK
1. Fındık, bileşiminde bulunan yağ, karbonhidrat ve proteinden dolayı yüksek kalorili bir enerji kaynağıdır (600-650 kcal).
2. Fındıktaki tekli doymamış yağ asidi (Oleik) oranı ortalama %75 olan 73g fındık (310kcal), günlük toplam enerjinin %11'ni karşılamaktadır.
3. Yaklaşık 100g fındıktaki proteinden sağlanan enerji toplam enerjinin %11,7'sine eşittir.
4. Ergin bir insanın günlük enerji ihtiyacı 2800 kalori alındığında bu enerji ihtiyacının %23'nü, ağır işlerde çalışan bir işçinin (3500 kal/gün) enerji ihtiyacının %18'ni karşılayabilir.
5. Yüksek oranda içerdiği oleik asitle kullanıldığı diyetlerde kolesterol seviyesini azaltıcı etkisi vardır.
6. İçerdiği linoleik asit kandaki pulcukların çökelmesine ve damar içi daralmasına engel olmaktadır.
7. Fındık yağında bulunan linoleik ve linolenik yağ asitlerinin, kandaki lipit trigliserit ve LDL kolesterolü düzeyini dolayısıyla tansiyonu düşürücü, kalp ve damar hastalıklarını geriletici fonksiyonları olan prostaglandinleri sentezleme özelliği vardır.
8. İnsan vücudu günlük 1g çoklu doymamış (esansiyel) yağ asidi ihtiyacını 1,4g ağırlığındaki 7-8 adet fındık karşılayabilmektedir.
9. Fındık yağı, kalp ve damar hastalıklarının önlenmesinde, çoklu doymamış yağ asitlerinin doymuş yağ asitlerine oranı (P/S) bakımından diğer yağ çeşitlerine nazaran en uygun orana sahiptir ( 1,8-2,8 ).
10. Fındık yağının bir önemli özelliği de kalp ve damar hastalıklarına neden olan kolesterolü içermemesidir. Ayrıca fındıkta bulunan sterollerden -sterol, kolesterol sentezini önlemesi yanında kolesterolü absorbe ederek barsakta emilimini azaltma özelliğine sahiptir.
11. Fındığın protein miktarı yumurta ve tahıllardan yüksek, et ve baklagillere hemen hemen eşittir.
12. 100g iç fındıkla protein ihtiyacının %22'si karşılanabilmektedir. Esansiyel amino asitlerin oranlarındaki uyum ve sindirilebilirlikleri göz önüne alındığında protein değerinin %7,2 olduğu ve bitkisel kaynaklı proteinlere nazaran önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.
13. Fındıkta en fazla oranda bulunan arginin amino asidi, kroner kalp yetmezliği riskini önlemede kan damarlarının gevşemesinde rol alan bileşiklerin sentezine yardımcı olmaktadır.
14. Fındık, Vit. B1, niasin, Vit. E bakımından iyi, Vit. B2, pridoksin (Vit. B6,) bakımından yeterli bir besin maddesidir.
|
|
KAYNAK:
Yrd. Doç. Dr. Atilla ŞİMŞEK www.ziraat.ktü.com
ve
FINDIK ve YETİŞTİRİCİLİĞİ kitabı
İsteme adresi:haratarim@msn.com
|
|
|
Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum,
Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.
|
|
Asıl bilmediğini bilmektir soylu bilgi;
Kara tahta, tebeşir ve kenarda bir silgi.
Aşıklar öldü diye sala virürler,
Ölen hayvan durur aşıklar ölmez.
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz.
Dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek,
Derviş gönülsüz gerek, sen derviş olamazsın.
Tarih boyunca küfür devam etmiş fakat zulüm hiçbir devirde payıdar olamamıştır.
İbni Sina Diyorki;
"Günde bir avuç fındık yiyende dert bulunmaz"
Bu zengin içeriğinden başka, fındığın sağlık için çok önemli bir özelliği de kolesterol sorununu ortadan kaldırmasıdır. Bunu, kanda bulunan yararlı kolesterol oranını arttırarak, zararlı olanın etkisini azaltmakla yapar. Posası da çok olduğu için bağırsakların çalışmasına yardımcı olur.
Fındığa (Corilus avellana L.) ait bulgular milattan çok önce Doğu Asya'ya ait olduğu belirtilmekte ise de, İlk kültüre alınışının 2500 yıl önceye ait olduğu ve bunun da Giresun ve çevresinde gerçekleştiği kaydedilmektedir. Anadolu, fındığın anavatanı ve dünyada yetiştiriciliği yapılan en önemli fındık çeşitlerinin gen kaynağını oluşturan, yabani türlerin doğal yayılma alanıdır. Ekonomik anlamda fındık yetiştiriciliği açısından en uygun tarım alanları ve fındık ticareti ilk olarak Anadolu da başlamıştır. Dünyada fındık yetiştiriciliği açısından en uygun tarım alanları Karadeniz Bölgesinde yer almakta ve dünyanın en kaliteli fındık çeşitleri bu bölgede yetiştirilmektedir.
Dünyada toplam kabuklu fındık üretimi 700-725 bin tondur. Bunun 500-575 bin tonu ülkemizde, 110-120 bin tonu İtalya'da, 30-35 bin tonu ABD de ve 15-20 bin tonu da İspanya'da üretilmektedir. Azerbaycan, Gürcistan ve Yunanistan bunun dışındadır.
Türkiye dünyanın bir yıllık fındık ihtiyacını tek başına karşılayacak üretim düzeyine ulaşmıştır. İtalya, İspanya gibi başlıca rakiplerimize Amerika Birleşik Devletleri, Yunanistan, Azerbaycan, Gürcistan gibi ülkeler eklenmiştir. Yakın bir zaman da Arjantin fındığı dünya piyasalarına girecektir.
Yurt içinde ancak %14-15'ni tükettiğimiz fındığın, %80-85'inin değerlendirilebilmesi için ihraç edilmesi gerekmektedir. Fındık yılda 700- 800 milyon dolar arasında ihracat geliri ile genel dış satım gelirimize %2-4 arasında döviz girdisi sağlamaktadır. Buradan fındığın bir sanayi ve ihracat ürünü olduğu görülmektedir.
Doğu Karadeniz Bölgesinde fındık bahçelerinin %75-80'ini oluşturan dikten sarpa kadar eğimli yapısı, ortadan çok şiddetli dereceye kadar toprak ve yağmur erozyonuna açık, sığ ve çok sığ (toprak derinliği %35'inde 0-20 cm arasında, %50'sinde 20-50 cm arasında) derinlikte ki, işlemeli tarıma uygun olmayan 5.,6. ve 7. sınıf arazileri yağmur erozyonuna karşı koruyan ve ekonomik olarak değerlendiren tek ürün şimdilik fındıktır. Yani bu arazilerde fındığın alternatifi yoktur.
Fındığın Kısa Tarihi
Bir gıda ürünü olarak geniş bir tüketim alanına sahip olan fındık yüzyıllardan beri tanınmaktadır. Bir gıda ürünü olması yanında insanlar için diğer ortak yanı ise, bitkisini tanıyan toplumların bunu uzun süre kutsal kabul etmeleridir.
Fındığın kaynağının neresi olduğu konusu tartışmalıdır. Elde edilen en eski kaynak olarak Çin'de bulunan bir el yazmasından M.Ö. 2838 yılında Doğu Asya'da fındığın bilindiği görülmektedir. Bunu doğrular nitelikte Uygur Destanı'ndaki Buğu Tekin efsanesinde, fındık ağacına kutsal bir nitelik verilmektedir. Bu bulgulardan kaynaklanan birinci görüşe göre, kaynağı Asya olan fındık Türk'lerin göçüyle birlikte İran ve Anadolu'ya kadar gelmiştir. Bu görüş yönünde 15. yy.'da tasavvuf bilgini ve şair Molla Cami'nin beyitlerinden İran'da fındık yetiştirildiğini görüyoruz. Karadeniz kıyılarında fındık tarımı yapıldığına dair en eski belge ise 13. yy.'a ait Ispartalı Seyrani'nin destanıdır. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi de bunu doğrular niteliktedir. Bu görüşe göre fındık, Karadeniz kıyılarından Yunanistan ve İtalya'ya götürülmüştür. Araplar tarafından da öğrenilen fındık, Abbasi'lerin İspanya ve Sicilya'yı almalarıyla buralarda da tanınmıştır.
Fındığın Amerika kıtasında sadece ABD'nin Oregon ve Washington eyaletlerinde rastlanılmaktadır. Kaynağı ise 20. yy. başlarında Türk, İtalyan ve İspanyol fındık cinslerinden "Oregon Agricultural College" tarafından yapılan melezleme çalışmalarıdır.
15. Fındık yağındaki -tokoferoller, karaciğer kolesterol üretimini bastırıp, kan kolesterol seviyesini düşürücü, LDL kolesterolü tahrip edici, kan pıhtılaşmasını azaltarak trombosisi önleyici, prostaglandin üretimini artırıcı kanın seyreltici ve antitrombotik durumlara yol açıcı özelliğe sahiptir.
16. Tokoferol bakımından zengin olan fındığın tüketilmesi ile vücudu enfeksiyonlara karşı savunma mekanizması geliştirip, doğal antioksidan olduğundan 02 köklerini tahrip ederek hücre yaşlanması, damar sertliği ve kansorejenik nitrozoaminlerin oluşmasına engel olmaktadır.
17. Vit. E ( -tokoferoller) ile zengin fındıkların bir çok kanser tipini, kan lipitlerinin oksidasyonu, sigara dumanının zehirli etkisini önlemesi yanında alyuvar parçalanmasını engelleyerek vücudu anemiye karşı korumaktadır.
18. Ergin bir insanın günlük mineral madde ihtiyacı göz önüne alındığında insan beslenmesinde esansiyel olan Fe, Mg, Cu,Mn, K, P, Zn ve Ca 100g fındıkla rahatça karşılanabilir.
19. Ayrıca fındıkta bulunan tuz normal suda bulunan miktardan daha düşüktür. Özellikle tuz bakımından düşük beslenme programlarında ve yüksek tansiyonu olan hastalarda fındık tüketiminin fazla sorun olmayacağı da görülmektedir.
20. Fındıkta sodyumun düşük, magnezyum, kalsiyum ve potasyumun yüksek olması, vücutta kan basıncının düzenlenmesinde rol oynamaktadır.
21. Fındık, özellikle kemik ve diş gelişmesi için gerekli olan Ca bakımından süt ürünleri , pekmez, asma yaprağı ve meyveler içerisinde de bademden sonra en fazla içeren meyvedir.
22. Fındık, kansızlık, sindirim ve solunum sistemi bozukluklarının önlenmesinde gerekli olan Fe bakımından da zengin kaynaklardan biridir.
23. Fındık ayrıca, solunum ve sinir sistemi bozukluklarının önlenmesinde gerekli olan Mg, kansızlık, kilo kaybı, üreme ve büyüme bozuklukları, önlenmesi için gerekli olan Cu, gelişme, büyüme, üreme, bozukluklarının önlenmesinde gerekli olan Mn, kalp, kas, sinir sistemi, gelişme ve hormonal sistemlerdeki bozuklukların, yüksek kan şekeri, felçlerin önlenmesinde gerekli olan K, büyüme, üreme ve bağışıklık sistemindeki bozuklukların, saç dökülmesi ve iştahsızlığın, önlenmesinde gerekli olan Zn, raşitizimin önlenmesi, için gerekli olan P iyonu bakımından iyi bir kaynaktır.
24. Osteoporoz ve artriti riskini önleyen, Vit D ve steroid hormonun aktif şekline dönüşmesine yardımcı olan B açısından fındık zengin gıdalar arasındadır.
25. Kanser ve kalp hastalıkları gibi kronik hastalıklara karşı son zamanlarda üzerinde durulan daidzein ve genistein gibi isoflavonoidler açısından da fındık çeşitleri soyadan sonra birçok meyveye göre zengin bir kaynaktır.
Tüm bu bilgi ve bulgular değerlendirildiğinde, dengeli ve sağlıklı beslenme için günde yaklaşık 100g fındığın doğrudan veya farklı besin maddeleri ile birlikte tüketiminin faydalı olacağı ortaya çıkmaktadır.
Bu kadar değerli bir gıda maddesini hala tüketmiyormusunuz. Hemen bir markete uğrayın ısrarla fındık isteyin
|
|