|
KİVİ YETİŞTİRİCİLİĞİ
KİVİNİN TANIMI
Bölüm Spermatophyta
Şekil 1: Hayvard'ın genel görünüşü
Alt Bölüm Angiospermae
Sınıf Dicotyledones
Alt Sınıf Choripetalea
Takım Biolypetale
Familya Actinidiaceae
Cins Actinidia
Tür Actinidia deliciosa
A.chinensis planch
KÜLTÜRE ALINIŞININ KISA TARİHİ
Yıl Sonuç
1900 İlk defa Çin'in yangtze vadisinde yaşayan yabancılar tarafından keşfedildi.
1910 1910 yılında Y. Zelanda'nın kuzey adaları ve Kalifornia'da yetiştiriciliğine başlandı.
1930 1930'larda Y. Zelandalılar bu kültürü geliştirdiler fakat Kalifornia'da bu konuda fazla ilerleme kaydedilemedi.
1945 Y. Zelanda'nın kuzey adalarında 2. dünya savaşından sonra geniş ölçüde kivi üretimi yapılmaya başlandı.
1960'lar 1960'lara kadar Y.Zelanda bu konuda tekel oluşturmuştur. Fakat bu tarihten sonra kalifornia'da geniş ölçüde kivi üretimi yapılmaya başlandı.
1980'lar 1980'lerden sonra Şili, Avustralya gibi ülkelerde kivi üretip pazarlamaya başlamışlardır.
Çin'de kivinin doğal yetiştiği alan sahilden takriben 300 metre yükseklikten başlayıp,1400 metre rakıma kadar yayılım göstermektedir. Bu yörelerde gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı 15 OC'ye kadar varmaktadır. Ayrıca bu ekolojilerde yıllık yağış 1200-1800 mm ve havadaki nem oranı ise %70-80 arasında değişmektedir. Doğu Karadeniz bölgesinde ise yıllık yağış ortalaması 1000 mm civarında olup, bu oran doğuya gidildikçe 2400 mm'ye kadar varmaktadır. Kivi doğal olarak Doğu ve güney Çin'de yetişen bir türdür. Sarılıcı ve tırmanıcı özelliğe sahiptir. Sarılıcı olmasına karşılık, bunun için özel organları (sülükleri) yoktur. Bu türe ait bitkiler iki evciklidir. Üniform bir yapı gösterdiklerinden türlerin ayırımı güçtür. Türlerin ayırımı çiçek rengi, yaprak büyüklüğü, şekli, tüylülüğü ile meyvedeki benzer özelliğe göre yapılır. Tür üzerinde çalışmalar bütün üretici ülkelerde yoğun olarak sürdürülmektedir.Kültüre alınması 60 yıl gibi çok kısa bir süreyi kapsamaktadır. Meyveleri ise dışı kahverengi, içi yeşil ve kabuğu ince tüylerle kaplıdır. Meyvenin vitamin ve mineral maddelerce zenginliği ve kalori değerinin düşük oluşu, aranan meyve türü olma kimliğini kazanmıştır.
Dünyadaki kivi üretimine bakıldığında başta İtalya ve Yeni Zelanda olmak üzere, A.B.D, Fransa Şili ve Japonya izlemektedir. Çin, İspanya ve Yunanistan'da da hızlı bir şekilde gelişmektedir. Ülkemizde kivi üretimi 1988 yılında başlatılan adaptasyon deneme çalışmaları sonucunda Karadeniz, Marmara ve Ege bölgesinde rahatlıkla yetiştiriciliğinin yapılabileceği ortaya konmuştur. Bu bölgeler arasında Doğu Karadeniz bölgesi bitkinin ekolojik istekleri bakımından diğer bölgelerden daha uygun olması, kivi yetiştiriciliğinin daha ekonomik yapılabildiği ortaya konmuştur. Doğu Karadeniz bölgesinde ticari manada yetiştiriciliğinin yeni yeni yapılıyor olması birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bu sorunların başında tekniğine uygun bir şekilde bahçelerin kurulmamasıdır. Bu suretle yeni kurulan kivi bahçelerinin mutlak suretle tekniğine uygun yapılması gerekmektedir.Kivi bahçeleri tesis edilirken uzun vadeli düşünmek gerekmektedir. Tesis aşamasında yapılan hataların sonraki yıllarda telafi edilmesi oldukça güçleşmektedir. Bunun için kivi üreticilerinin uzman ve bilirkişilerle diyalog halinde çalışmaları gerekmektedir.
Karadeniz bölgesinde ürün çeşitlendirilmesi ile beraber bölgedeki üreticilerin daha fazla gelir elde etmeleri sağlanmış olacaktır.Böylelikle hem bölge ekonomisine, hem de yurt ekonomisine ek bir gelir kaynağı oluşturulmuş olacaktır.
ACTİNİDİA CİNSİNİN ÖZELLİKLERİ
Actinidia cinsinin yaklaşık 60 türü vardır (Ferguson 1984,1990). Türler morfolojik ve fizyolojik olarak çok değişkenlik gösterirler. Bu çok çeşitlilik potansiyel olarak yararlıdır. Yetiştirme programlarında ürün gelişimi bakımından amaca göre değişik alternatiflere imkan sağlamaktadır. Actinidia cinsine giren bütün türler sarılıcı ve tırmanıcıdır. Çoğunlukla yaprağını döken türler olmasına karşılık, sıcak iklime sahip olan kuşakta birkaç tanesi yaprağını dökmez.Bütün türler iki evciklidir. Erkek asmaların sahip olduğu çiçekler canlı polenlere sahiptirler. Erkek çiçeklerin ovaryumları gelişmemiştir. Dişi asmalardaki çiçeklerin polenleri büzülmüş olup çimlenme kabiliyetine sahip değillerdir.
Araştırmacılar türün sarılıcı ve tırmanıcı özellikleri nedeniyle Dilleniaceae cinsine dahil etmişler ve Actinidia adını vermişlerdir. Bu adın verilmesinin nedeni dişi çiçekteki stillerin (dişi organlar) görünümüdür. Çiçekteki sitiller merkezden çevreye doğru dağılan ışın görünümünde olup, bu durum meyvenin enine kesitinde de görülür. Bu türe ait bitkiler iki evciklidir. Yani erkek ve dişi çiçekler ayrı bitkilerde bulunur. Üniform bir yapı gösterdiklerinden türlerin ayrımı güçtür. Türlerin ayrımı çiçek rengi, yaprak büyüklüğü, şekli, tüylülüğü ile meyvedeki benzer özelliklere göre yapılır. Türler üzerinde çalışmalar bütün üretici ülkelerde ve anavatanı olan Çin’de yoğun olarak sürdürülmektedir.
Botanik olarak çeşitli Actinidia cinsinin meyveleri etli bir yapıda olup çok sayıda tohuma sahiptirler. Türler arasında çok büyük farklılıklar vardır. Bu da kivinin ticari değerini artırır. Meyveler tek olarak oluşabildikleri gibi, küçük salkımlar halinde de oluşurlar. Bu salkımlarda 3 ila 5 arasında, bazen daha fazla meyve meydana geldiği görülür. Bunlar boyut, biçim, üzerindeki tüyler ve dış renk bakımından değişiklik gösterirler. Hatta olgunlaşırken bile bazılarının renkleri değişebilir. Et kısmında renk, sululuk, yapı ve kompozisyon bakımından değişik olabilir. Bazı türlerin meyveleri lezzet açısından yemeğe uygun değildir. Oysa diğer Actinidia türleri pek çok meyveden daha lezzetlidir.
|
|
|
|
|
Resim: Kivinin çiçeklenmeden sonraki hali
KÜLTÜREL İŞLEMLER
TOPRAK İŞLEME
Kivi yetiştiriciliğinde yeterli ve düzenli sulama zorunlu olduğundan topraktaki suyun muhafaza amacı ile toprak işleme sık yapılmaz. Havalanmayı sağlamak amacıyla toprak işleme ise gereklidir. Toprak işleme yapıldığı durumlarda yüzlek yapılmasına özen gösterilmelidir. Bitkinin kökleri yüzlek olduğundan kesilir ve zarar görürler. İşleme derinliği en çok 10-15 cm olmalıdır. Toprak işleme sırasında bitki kök ve gövdesi zedelenmemelidir. Aksi halde yara yerlerinden hastalık etmenleri girerek bitkinin zarar görmesine yol açarlar. Yeterli ve düzenli sulama yapılan bahçelerde toprak işleme yılda bir kez yapılır ve bahçe otlu bırakılır. Otlar fazla boylanmayan cinsten seçilmelidir veya ot öldürücü ilaçlarla yabancı otlar kontrol altına alınmalıdır.
ANALİZ İÇİN YAPRAK VE TOPRAK NUMUNESİ ALIMI
Kivide yaprak analizi için yaprak alımı iki dönemde gerçekleştirilir. Birinci dönem çiçek açtıktan sonra ilk çiçeklerin karşısında bulunan yapraklar alınır. İkinci dönemde ise Temmuz sonu Ağustos başında en az 20 bitkiden 2-3 yaprak saplarıyla birlikte alınarak, yaprak analizi için bir poşet içerisinde laboratuara gönderilir.
Yetişkin kivi bahçesinden toprak numunesi almak için, kivi asmasının yaklaşık olarak 50-70 cm uzağında çukur açılmalıdır. En uygun numune alma zamanı Kasım-Aralık aylarıdır. Bunun için numune alınacak yerin ot ve varsa taşları temizlenir. Sonra V şeklinde çukur açılır. Her çukurdan 3-4 cm kalınlığında 0-20 cm'den toprak kesiti alınır. Aynı çukurun 20-40 cm arasından tekrar aynı kalınlıkta ikinci bir toprak kesiti alınarak ayrı bir torbaya konur. Bu işlem 2 dk'lık bahçenin 4 veya 5 yerinde tekrarlanır. Alınan numuneler ayrı ayrı iyice karıştırılıp; 0-20 cm derinlikten alınan numuneden 1 kg kadarı bir torbaya, 20-40 cm'den alınan topraklardan da 1 kg kadarı ayrı bir torbaya konularak etiketlenir, en yakın laboratuara gönderilir.
GÜBRELEME
Kivinin vejetatif (yeşil aksam) büyümesinin kuvvetli olması ve her yıl dönümden 2-4 ton civarında ürün ve yaprak alınması nedeniyle düzenli olarak gübrelemeye ihtiyaç duyar. Toprak yapısı ve derinliği uygun olduğu taktirde kökler yanlara ve derinlere dağılır. Bol saçak kök yaptığı içinde toprağı sömürme gücü fazladır. Kivi asmaları mineral madde noksanlıklarına karşı duyarlıdır. Özellikle K, Mg, Zn ve Fe noksanlıkları sık görülür.Gübrelemedeki, amaç; bitkinin topraktan aldığı bütün elementleri en az aldığı miktar ve alınabilir formda toprağa geri vermektir. Verilecek olan gübre miktarı ve zamanı önemlidir.
Kivi bahçesinin tesis edileceği alana dekar üzerinden 3-4 ton yanmış ahır gübresi ve analiz sonucuna göre fosforlu ve potasyumlu gübre verilmelidir. Kireç tavsiye edilmişse, taban gübrelemesinden en az 1-1.5 ay önce toprağa karıştırılmalıdır. Dikimde azotlu gübre kullanılmamalıdır. Fakat genç bitkilerin büyümesini sağlamak amacıyla ilk iki yıl az ama sık aralıklarla amonyum nitrat veya üre azot kaynağı olarak kullanılmalıdır.
Kimyasal (Suni) gübreler verilirken, yine bitkinin yaşı ve taç iz düşümüne göre verilmelidir. Azotlu gübreler her yıl uygulanır ve bitkinin taç izdüşümüne yayılarak verilir. Azotlu gübreler toprağın nemli olduğu zamanda, özellikle ideal olanı sulama veya yağmur sonrası verilmelidir. Toprak kuru iken verilmemelidir. Genç bitkilere azotlu gübre verilirken çok dikkat edilmeli, fazla verilmesi durumunda veya geç dönemde verilmesi halinde sürgünler kışa pişkinleşmeden girdikleri için don zararından etkilenir. Meyveye yatmış kivilere geç dönemde azotlu gübreleme yapılması halinde, meyvelerin olgunlaşması gecikir ve depoya dayanım süresi kısalır. Aynı zamanda vejetasyon süresi uzayarak yaprak dökümü gecikir ve sürgünler kışa pişkinleşmeden girdikleri için kış soğuklarından zarar görebilirler. Bu nedenle temmuz ayından sonra azotlu gübre uygulaması yapılmamalıdır. Kışın erken dönemde azotlu gübreleme yapılması durumunda yağmur sularıyla yıkanacağından ve köklerin dinlenmede olması nedeniyle faydalı olmayacaktır. Suda çabuk hidroliz olmaları ve yıkanmaya duyarlı oluşları nedeniyle, özellikle bölgemiz yağışlı bir iklime sahip olduğundan dolayı azotlu gübrenin 1/3'ü mart 1/3'ü mayıs 1/3'ü haziran ayında verilebildiği gibi 2/3'ü martta, 1/3'üde mayıs sonu haziran başlarında yani çiçeklenme döneminde verilebilir. Azotlu gübreler asma kök bölgesine granül halde verilebildiği gibi sulama suyu ile sıvı formda da verilebilir.
Potasyum gübrelemesi, meyveye yatan bahçelerde, özellikle toprakta potasyumun az olması, magnezyumun fazla olması, meyvelerin küçük olması ve yapraklarda kıvrılma gibi belirtilerin görülmesine neden olur. Bu durumda mutlaka yaprak ve toprak analizi yapılmalıdır. Yani genç olan kivi bahçelerinde, düzenli normal irilikte meyve alınan ve toprakta potasyum yeterli olması durumunda gübrelemeye gerek yoktur. Yaşlanan bahçelerde gübrelemeye daha çok ihtiyaç duyulur. Potasyumlu gübreleme potasyum sülfat veya potasyum oksit gübreleriyle yapılır. Potasyum gübrelemesi meyvelerde irileşmeye, meyvenin depo ömrünün uzamasını sağlar. Yazın uygulanan potasyumlu gübreler kivinin köklerinin yanmasına neden olur. Kaliforniya'da dekara 9-18 kg kadar uygulanan potasyumun yarısı ilkbahar başı ve diğer yarısı da sonunda kullanılmaktadır. Fosforlu gübrelerde verime yatan kivilere uygulanmakta olup, uygulanma öncesi yine yaprak ve toprak analizinin yapılması faydalı olacaktır. Bu gübrelerin yüzeye atılması durumunda eriyip toprağa geçmeleri zaman alacağından dolayı yüzey akışıyla kayba uğramaları söz konusudur. Bu nedenle gövdeden 40-50 cm uzaklığa 5-10 cm derinliğe bir defada banda uygulanır. Uygulama yaprak dökümünden itibaren Şubat ayına kadar olan sürede verilir. Fosforlu gübreler kışın verilebildiği gibi ilkbaharın başında da verilebilir. Yine 3 yılda bir dekara 3-4 ton yanmış çiftlik gübresi verilmesi çok önemlidir
Element
Uygulama Oranı (kg/dk) Topraktan Kaldırdığı Miktar (kg/dk)
Azot 14-20 6,1
Fosfor 4-6 0,8
Potasyum 9-18 9,5
Kalsiyum - 1,1
Magnezyum 2-4 0,5
Sülfür 4-7 0,7
Klor 2-4 1,7
Tablo 3. Dekar başına 2,800 Kg. ürün alınan bir bahçedeki asmaların verimlerini muhafaza edebilmeleri için, toprağa saf madde üzerinden verilmesi gereken tahmini yıllık gübre miktarı
Kivi yetiştiricilerine kolaylık olması açısından tam verime yatmış bahçelerde bugün kullandığımız ticari gübrelerden dekara verilmesi gereken gübre miktarı şöyledir
Migren atağa başlayınca 2 kivi birde elma yiyin
Resim: Kivi Meyvesinden bir kesit.
KİVİNİN BESİN DEĞERİ
Yetişkinlerin günlük alması gereken C vitamini oranı 75-100 mgr arasındadır. Pazarlanabilir meyve ağırlıkları 80 gr'ın üzerinde olduğuna göre bir kivi meyvesi yetişkin bir insanın günlük C vitamini ihtiyacını fazlasıyla karşılar. Ayrica C vitamini dış etkenlere bağlı kanserojen maddelerle mücadele etme gibi bir özelliği bulunmaktadır.Bu yüzden kivi bir çok kaynakta "sağlık meyvesi" olarak da bilinir.
Genç meyvelerde fazla bulunan quinik asit, askorbik asidin oluşmasıyla ortamdan kaybolur. Meyve iki saat kaynatılırsa askorbik asit 20% oranında azalır. Ayni oranda askorbik asit donmuş meyvelerin oda sıcaklığına getirilmesiyle kaybolduğunu tespit etmişlerdir. Kiviler yumuşatıcı özelliği olan proteolitik enzimlerden aktinidin ihtiva ederler ve bu enzim ile sindirime yardımcı olurlar. Olgunlaşmış meyvelerde tanen oranı 0,95% gibi çok düşük değerdedir. Yeni Zelanda'da yapılan araştırmalara göre kivi meyvesi folik asit, potasyum, krom ve E vitamini yönünden zengin olduğu tespit edilmiştir.
Çin'in Shandong Tarım Üniversitesinde araştırma yapan bilim adamları kivinin; hepatit, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları gibi pek çok hastalığın kontrolünde önemli etken olduğunu ve ayrıca meyvesinin suyu sindirim sisteminde kanser oluşturan nitrit bileşiklerinin sentezini önleyerek yemek borusu, mide ve kalın bağırsak kanserlerinin oluşmasını engellemede önemli rol oynadığını tespit etmişlerdir. Ayrıca içerisindeki değişik mineral maddeler sayesinde stres azaltıcı etkisi de bulunmaktadır.
Kivi üzerine araştırmalar dünyada ve özellikle ABD'de yoğun bir şekilde devem etmektedir. Amerika'da yapılan araştırma sonuçlarına göre; kivi kolesterol seviyesini düşürücü, kanı temizleyici özelliği yanında göğüs hastalıklarının tedavisinde çok faydalı olduğu, grip ve soğuk algınlığının çabuk atlatılmasını sağladığı, kan basıncını ayarlayıp tansiyonu düşürdüğü ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirerek vücut direncini artırdığını tespit etmişlerdir.
Kivinin toksisitesi konusunda yapılan araştırmalarda, tüyleriyle birlikte yendiğinde boğaz tahrişine (kaşıntısına) sebep olabileceği ve ayrıca kiviye karşı vücudun reaksiyonu belli olmadan çok fazla kivi tüketilmesinin de sakıncalı olabileceğini belirtmektedirler. Eskiden Çin'de köpeklerdeki uyuz hastalığının tedavisinde , kivinin dal ve yapraklarını kaynatılarak elde ettikleri sıvıyı kullanmışlardır.
|
|
Resim: Kivi Çeliklendirme Ortamı
Kaynak: KİVİ YETİŞTİRME TEKNİKLERİ
İsteme : 05377602764, haratarim@msn.com
|
|